Gün1
Selo: Abi hadi yazalım yaa...
Ati: Tamam abi yazalım. Ne yazıcaz?
Selo: Bak benim şöle bi fikrim var...
Ati: Yaw andırgraund bi havası olsun...
Selo: Bak ama şimdi...
[Bir takım tartışmalar... Konu değişimi]
Gün 2
Selo: Abi bizim 'manyakmışsasına kantin notları çok tutuldu' bak devam edelim
Ati: Hadi yaw... Hadi o zaman devam edelim.
[3Cümle sonra]
Selo: TEOMAAAANN
Ati: Erkek mi kızmı şimdi bu karakter?
Selo: Bilmem ki...
[Bir takım tatışmalar]
.
.
.
Yazıyoz demi selo :D
bi yerinde dur.
hatun sarılması bir başkaymış. çok mutluyum lan. canım...
asıl ben mutluyum bunu belirtmiştim..nası sarılmam hatun..dolup dolup taşasım var..ama baştan söliim her zaman böle diilim ..bu arada kıskançlık yapanları görüyorum arada ama takmıyorum aynen devam
ben senin her zaman böyle olmama ihtimalini de şeyediyorum canım hatun! ihtimallerine sarıldığım hatun! of çok acayip mutlu oldum şu anda gerçekten..
bunu bi pastaneye gidip limonata ve enfes yaş pasta dilimleri eşliğinde kutlamaya ne dersin )
Seni rencide edecek ve toplum içindeki konumunu yerle bir edecek korkunç girişimimi yapmamaya karar verdim :D
girişimci fakat bir o kadar da zeki biri olduğunu biliyordum. yüzümü kara çıkarmadın dostum. biberleyelim!
YAŞAMAYA DAİR (1-2-3)
1
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
ninsanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
nyahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
'Yaşadım' diyebilmen için...
1948
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
"incredibile şimdi oturum açtı" uyarı penceresini gören cennete gitmeyi garantiliyormuş, doğru mudur acep? :)
nasılsın yahu nerelerdesin? :)
hacı naber?
iyidir babuş
senden naber?
sokakta gezmek için fazla güzelsiniz :p
evde oturmak için fazla güzel olmakla, sokakta gezmek için fazla güzel olmak arasında bir tercih yaptım da attım kendimi sokaklara. (böyle savunma da olmaz olsun. hemen bi ukalalıklar, iltifatı bodoslama kabul etmeler, vay efendim estağfurullah dememeler...hayret bişiy)
yarın gün içinde kapınızı tıklatabilirler haberiniz olsun :=)
bu arada yazdığım ahkam sadece şaka maksatlı bir iğneleme olup, şekil ve esas bakımından karşı tarafa laf sokmak gibi bir maksadı yoktur :)
GEYİKLİ GECE
Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
Herşey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.
Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak
Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut dövüşerek
Geyikli geceyi kurtardık
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden
'Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ay ışığı'
İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli...
Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor.
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar teoriler ışıtamaz yanını yöresini
Örneğin manastırda oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltuk altlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında..
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı...
Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk
'Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ay ışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayak ucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri bonoları unutuyorum
İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
'Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum'
Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
ben de uzanıp bunu buraya yazan ellerini ve "dünyanın en güzel arabistanı"nı öpüyorum.
kayıp aranıyor...
ölü ya da diri?
diri tecihimdir.
bu arada aşağıdaki şarkıya cevap yazmamışsın. oysa senden "manda yuva yapmış söğüt dalına" şarkısını yazmanı beklemiştim, kırıldım :)
"ben bir küçücük ak tomurcuktum
aklım ermedi kış günü açtım"
ben bugün yarin bağına girdim
ay benim canım, bir hoşum bugün
:S
"ben bir küçücük sevdalı kuştum
aklım ermedi ellere uçtum
aman ellere gurbet ellere
la la la lom"
tomurcuk güllere de ellerim sürdüm
baygınım canım, kokladım bugün
(o ye)
bu kızı fotoğraf makinesi seviyor o da onu seviyor bi şekilde tutuyo kimya fizik
seviyeli bir ilişkimiz var
yaşıyor musun merak ettim :) ama baktım ki gayet güzel yaşıyorsun :) saygılar :D
yaşıyorum da bana mı yaşıyorum
ya kime yaşıyorsun be ya? ( :
höyt mü? pehh bence. hatta lol
lol he mi? !!
lol ne lan !? ha lol ne? hemen bi emesen şeyleri bi acayip havalar...hiç yakıştıramıyorum bu tarz halleri sana genç..
(sşdldkdfjkkjdfkjdsşkl)